Hedef yaşam becerisine sahip insan yetiştirmek, insan odaklı olmak…

Cumhuriyetin 100.yılında eğitim sektörünü geçmişten günümüze değerlendirdiğimizde nasıl bir değişim yaşadığını değerlendiriyorsunuz?

Eğitim, toplumların geleceğine ışık tutan en önemli unsurdur. Atatürk de eğitimin toplumların geleceğini belirlediğini ifade etmiştir. Geleceği yetiştirme sorumluluğu öğretmenlerin elindedir.  Kendini tanıyan, kendini ifade eden, ülkesini seven ve değer veren, milli değerlerin farkında nesiller yetiştirmek, yüz yıllık bir geçmişi olan ülkemizde eğitim sisteminin görevidir. Ve bu sistemin yürütücü öğretmenlerdir.

Eğitim sektörünü geçmişten günümüze değerlendirdiğimizde birçok değişim olduğuna tanıklık ettik. Eğitimin herkese her yerde sunulması gerektiğini düşünüyorum ancak bunun yeterli olmadığını görüyoruz. Geçmişte okul sayısı azdı, eğitim materyallerinin temini yetersizdi, öğretmen bulmak zordu. Günümüze baktığımızda ise belli ilerlemeler olsa da hala yeterli değil.

Eğitimde önemli olan sürdürebilirliktir. Bu anlamda çok okul açıldı fakat maalesef birçoğu kısa sürede kapandı. Okul isimlerimizi, kavramlarımızı, bakanlarımızı çok sık değiştirdik, sürdüremedik.

İmkanların gelişmesi ve özellikle teknolojinin ilerlemesi ile günümüzde nicelik ve nitelik bakımından eğitimde ciddi farkların oraya çıktığını görüyoruz. Teknoloji ile global eğitim anlayışı da ortaya çıktı. Bu anlayış, çocukların dünyayı daha kolay anlamalarına ve dijital okur-yazar olmalarını sağlıyor. Özellikle pandemi döneminde hazırlıksız olsak da uzaktan eğitim ve hibrit eğitim hayatımıza giriş yaptı. Böylece aslında eğitimin her yerde ve herkese yapılabileceğini gördük. Bu süreçte karşımıza öğretmenin eğitimi sürdüren ve yürütücü role sahip olduğu tekrar karşımıza çıktı.

 

100 yıllık yolculukta eğitim sektörünün en önemli değişimleri yaşadığı dönemler hangileridir? Sizler bu değişime nasıl ayak uydurdunuz?

Eğitimin geçmişinden günümüze uzanan süreçte farklı ve önemli değişimler yaşadığını görüyoruz. Kısaca baktığımızda; Tevhid-i Tedrisat Kanunu yani öğretim birliği yasası 3 Mart 1924’te kabul edilmiştir ve ülkedeki bütün eğitim kurumlarının Maarif Vekaleti’ne bağlanmasını sağlamıştır. Atatürk ve arkadaşları eğitim kurumlarının tek bir kuruluş altında toplanmasını istiyordu. Bu kanun, çok sonraları 1982’de değiştirilemez kanunlar arasında alındı. Yani halen yürürlüktedir ve buna uymak zorundayız.

İkincisi bir yıl sonra çıkartılan Tekke, Zaviye ve Türbelerin Kapatılması Kanunu’dur. 30 Kasım 1925 tarihinde kabul edilmiş, 13 Aralık 1925’te yürürlüğe girmiştir. Tarikatlar, tekkeler ve bunların lideri konumundaki kişilerin kullandıkları ünvanlar yasaklanmıştır.

Üçüncü önemli yasa ise Maarif Teşkilâtına Dair Kanun’dur. 3 Nisan 1926’da kabul edilmiştir. Bu yasanın dördüncü maddesine göre “Türkiye’de hiçbir mektep Maarif vekâletinin ruhsat ve muvafakati olmaksızın açılamaz. Vekâletler muayyen tahsil dereceleri haricinde kendi memur ve mensupları için muvakkat kurs ve talimgahlar açabilirler.’’ Bu yasalar Atatürk ve arkadaşlarının eğitime dair görüşlerini çok net bir şekilde ortaya koyuyor. Onların nasıl bir eğitim sistemi istediklerini, nasıl bir gençlik yetiştirmek istediklerini çok iyi bir şekilde tanımlıyor.

17 Nisan 1940’ta Köy Enstitüleri Kanunu kabul edildi. Köy Enstitüleri ile öğretmen eğitiminde yeni bir çağ başladı.

Köy Enstitüleri sadece öğretmen eğitiminin değil genel olarak eğitimin nasıl olması gerektiğini de bize gösterdi. Atatürk ve arkadaşları bütün eğitim kurumlarının tek çatı altında toplanmasını ve Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olmasını istiyordu. Yeni yüzyılda ise sanayi devrimi olarak adlandırılan Endusti 4.0 ve yapay zeka ile tanıştık. Sonrasında teknoloji eğitimin yanına gelecek yani 5.0 ile karşılaştık. Endusti 5.0 a baktığımızda kadınların ürettiklerinin daha fazla değer gördüğünü ve şirketlerin bu değerlere önem verdiğini ve böylece cinsiyet eşitliğine adım atmaya başladığımızı söyleyebiliriz.

Yakın dönemlere baktığımızda ise eğitim sistemi, 2012-2013 eğitim-öğretim yılında, 4+4+4 olarak isimlendirdiğimiz 12 Yıllık Zorunlu Eğitim Sistemine geçiş yapmıştır.  

Türk eğitim sistemi 12 yıllık zorunlu kademeli eğitim olarak üç kademeye ayrılmıştır. Birinci kademe dört yıl süreli ilkokul (1. 2. 3. ve 4. sınıf), ikinci kademe dört yıl süreli ortaokul (5. 6. 7. ve 8. sınıf) ve üçüncü kademe dört yıl süreli lise (9. 10. 11. ve 12. sınıf) olarak düzenlenmiştir.

Bu eğitim için en önemli değişim ve gelişmelerdir biridir.

Tüm bu değişimlerle beraber, Cumhuriyet’in ikinci yarısında öğrencilere kazandırmak istenen becerilerde de geçmiş zamandan başlayarak bazı değişimler olmuştur. Eğitim sistemi akademik başarıyı ön planda tutarken şu an bunun tek başına yeterli olmadığını görüyoruz. Akademik başarının yanında hayat başarısı da kazandırmayı hedefliyoruz. 

 

Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına nasıl bir insan yetiştirme hedefi ile yola çıktınız?

Günümüzde önemli olan hayat başarısı için öğrencilerimizin sorgulayan, keşfeden, problem çözebilen, farkındalıkları yüksek, değerleri olan, milli değerlere sahip çıkabilen, akıl ve bilim yolunda ilerlemeye açık, vizyon sahibi, vicdanlı, hakkını savunabilen, girişimci, potansiyelini gerçekleştirebilen, motivasyonu yüksek, öğrenme merakı olan, psikolojik olarak dayanıklı, anadilini seven ve iyi kullanabilen ayrıca uluslararası sisteme de uyum sağlayabilecek, teknolojiyi bilen ve doğru kullanabilen, akademik başarının yanında yaşam becerisine sahip “insan yetiştirme “ hedefiyle  yola çıktık.

 

Bu hedeflere ulaşmak için neler yapıyorsunuz?

Bu hedeflerimizi gerçekleştirmek için öğrencilerimize onlar için en uygun olan eğitim ile tanıştırmaya çalışıyoruz. Eğitim sistemimiz bütünsel bir yaklaşımı temel alıyor. Tabii ki bu hedeflerimiz için en önemli unsur öğrencilerimizi doğru modellerle tanıştırmak yani doğru öğretmenler ile bir araya getirmek oluyor. Eğitimin en önemli yapıtaşı öğretmendir. Atatürk’ün dediği gibi “Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır” . Bu nedenle öğretmenlerimizin sürekli eğitim ve gelişim sürecinin içinde olmalarını sağlıyoruz.

Bilim kurulumuzda yer alan 11 akademisyen ile öğretmenlerimizi her alanda eğitimlere alıyoruz. Öğretmen, öğrencilerin öğrenme meraklarını ateşlemelidir ancak bunu yapabilmesi için kendini geliştiren ve üreten bir model olmalıdır. Bu nedenle Bilim Kurulumuz ile öğretmenlerimizin gelişim ve dönüşümlerine katkıda bulunuyoruz. 

Bu hedefimize ulaşmak için ise insan odaklı olmak, topluma karşı sorumluluk hissetmek, öngörü sahibi olmak, açık fikirli olup kendini yenilemek ve geliştirmek, evrensel ölçekte başarıya inanmak, veriye dayalı bilgilerden yararlanmak, yaklaşımcı ve şeffaf olmak değerleri üzerinden yolumuza devam ediyoruz. 

 

Temel eğitim felsefeniz nedir?

Temel eğitim felsefemiz de bu hedeflerimizin gerçekleşmesinde bize güç katıyor. Temel eğitim felsefemiz ‘’Bütünsel Eğitim Modeli’’. Ayrıca, Mektebim Koleji öğrencilerini güçlü ve farklı kılan, Yenilikçi Eğitim Programlarımız. Bu programda yer alan; Finansal Okuryazarlık, Matematik Okuryazarlığı, İleri Bilişsel Uygulamalar, Müzede Eğitim, Bilime Yolculuk, Küresel farkındalık, İnovasyon, Düşünme Becerileri, Okuma-Yazma-Metin-Sunum-Müzakere Atölyeleri, Kodlama, E-STEM, CLIL gibi dersler, öğrencilerin akademik, kültürel ve sosyal gelişimlerini ön plana çıkarıyor.

Öğrencilerinizin hangi değerleri içselleştirmiş olarak kurumunuzdan mezun olmalarını amaçlıyorsunuz?

Öğrencilerimizin insani değerlere önem vermesini istiyoruz, bu değerler hayatın sütunlarıdır. Bu değerlerden en önemlileri insan odaklı olmak, topluma karşı sorumluluk hissetmek, öngörü sahibi olmaya özen göstermek, açık fikirli olmak, sürekli öğrenmek ve gelişmek, evrensel ölçekte başarıya inanmak, yaşamın her alanında veriye dayalı bilgiden yararlanmaktır.

Bu değerleri kazandırmak için bütünsel eğitim sistemimiz, yenilikçi eğitim programlarımız, marka projelerimiz, M-Lead çalışmalarımız ve yabancı dil eğitimlerimizle öğrencilerimizi kendilerini her alanda ortaya koymalarında destek oluyoruz. 

M-Lead programımız, lise döneminde öğrencilerimizin sosyal sorumluluk ve duyarlı bireyler olarak yetişmesine ayrıca iş dünyasını tanımalarına, girişimcilik becerilerinin ortaya çıkmasına destek oluyor. 

 İnsan odaklı olmak, milli değerlere sahip çıkmak ve topluma karşı sorumlu hisseden öğrenciler yetiştirmek de hedeflerimiz arasındadır.

Tüm programlarımız ile akademik başarıyı yaşam becerisi ile birleştiren, kendisine ve çevresine duyarlı olan ve değerlerini bilip koruyan, ülkesini seven ve sahip çıkan, üreten, problem çözebilen nesiller yetiştirmek ve sürdürebilir eğitime katkı sağlamak istemekteyiz.

 

Okulunuzu diğer eğitim kurumlarından ayıran en önemli özellikler nedir?

Öğrencilerimizin gerek akademik gerek sosyal gelişimlerini, ulusal ve evrensel eğitim dinamiklerini göz önünde bulundurarak hazırladığımız programlarla ilerliyoruz. 

Öğrencilerimizin ulusal ve uluslararası başarılarını artıracak yeni uygulamalara öncelik veriyoruz. Bu bağlamda bilgiyi deneyimsel uygulamalarla özümseyerek beceriye dönüştürebilecek nesiller yetiştiriyoruz. Bu amaçla eğitim bilimlerinde “bilim, teknoloji, mühendislik, matematik” disiplinlerinin birbiriyle bağlantılı şekilde ele alındığı Uluslararası STEM Müfredatı ile Bütünsel Eğitim Modelini entegre ederek çocuklarımıza üretme becerisi kazandırıyoruz.

Avrupa Dilleri Ortak Çerçevesine (CEFL) uygun oluşturulmuş Yabancı Diller müfredatımızla ile de öğrendiği dilde yaratıcı ve eleştirel düşünebilen, araştırma yapabilen ve toplum bilincine sahip dünya vatandaşları yetiştiriyoruz. Yabancı dilleri sadece öğretmekle kalmak yerine, öğrencilerimizin o dilleri konuşabilmelerini gerçekleştirmeyi hedefliyoruz.

Gelişim odaklı ve pozitif psikoloji felsefesini benimsemiş rehberlik çalışmalarımızla kendini tanıyan, problem çözebilen, psikolojik sağlamlığı olan, yaşam becerisi olan, ilgi ve yeteneklerinin farkında, üreten, girişimci, sorgulayan ve farkındalıkları yüksek bireyler olarak ve değerleri olan bireyler olarak yetişmelerine destek veriyoruz.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*