Boş bir şişe değiştirebilir mi insan hayatını… Cesaret mi doğruluk mu

Burcu Bostancıoğlu

Yaşamda bazı kararlar, bazı tercihler vardır zamanı geldiğinde karşınıza dikilirler. Tercih noktanız sizi bir başka tercihe sürükler, kalbinle mi cevap vermelisin yoksa beyninle mi? Doğru yanıtlar her ikisi de özgür olur ise gerçek karar ve tercihe ulaşılmış olunur. Bir tercih aynı zamanda bir vazgeçilmişliği de beraberinde taşır. Cesaret, bazen seçtiklerimizle; ama daha çok vazgeçtiklerimizle ilgilidir…

Aslında gelinen tercih noktasına sizi neyin ya da kimin getirdiği de son derece önemlidir, çünkü ‘ne için’ ya da ‘kim için’ sorusunun cevabı bir değerin de belirleyicisidir. Kişinin kendisine duyduğu değer ve tercihe yönelten belirleyiciye duyulan değer …

“Sıradan bir hayatım vardı onu görene ve tanıyana kadar. Kuaförde çalışan, deli gibi yorulan, yaşam koşulları sebebiyle ailesine destek olabilmek adına okulunu yarıda bırakıp kadın kuaföründe çıraklık yapan bir genç kızdım. Ne güzel ve yalın tanımladım değil mi kendimi. Oysa ki şimdi bu tanımdan o kadar uzak ki gerçekliğim… Sıradan yaşama sahip olmak ne kadar sıkıcı gelirdi, hep aynı günü yaşıyorum gibi derdim, keşke o sıkıcı zamanlarıma geri dönebilsem.” Pişmanlığın gerçekliğe bangır bangır vurduğu cümlelerdi P.G. tarafından kurulan.

Bir heyecan duyma isteği herkesin hakkıdır elbette, hele bunun adı ‘aşk’ ise. Kim istemez ki kalbi çarpsın, eli ayağına dolansın, hayaller kursun. Ama P.G. duyduğu heyecanın tek taraflı olduğunu sunulan tercihin sonuçlarını yaşamaya başladığında anlıyor. Bir oyunla başlıyor her şey “cesaret mi, doğruluk mu” oyunu…

Önce uzaktan hislerle başlıyor her şey. Dükkânın önünden geçen silüetine tutuluyor, sonrasında hakkında topladığı bilgiler onu ulaşılmaz yapıyor gözünde. Ulaşılmaz için verilen emeğin onda yarattığı heyecan ilk bağımlılığı oluyor P.G.’nin. Ögreniyor ki cesaretli ve kendine özgüveni yüksek kadınlardan hoşlanıyor. Eşiği geçme koşulu hedefi haline geliyor yaşamayı planladığı ve istediği aşkta.

“Tanımayı istemiştim onu ve nitekim bir ortamda tanışmıştık. Hakkında duyduklarımı onaylar nitelikteydi tavırları. Her geçen zaman sanki bana farklıymışım gibi davranıyordu belki de ben öyle olmasını istediğim için öyle görüyordum her hareketini. Bir akşam hep beraber oyun oynayalım dedi, zamanı planladık hızlıca ve o büyük akşam gelmişti. Boş bir şişe değiştirebilir mi insan hayatını? Boş bir şişenin vereceği yön ne kadar belirleyici olabilirdi ki insan hayatında? Boş şişe sevdiğin tarafından sana döndürülmüşse farklı oluyor kesinlikle. Sorular ve cevaplar heyecanlı gelmişti taaki o soruya gelen koşula kadar! Cesaret dedim ve uzatılan maddeyi ‘deneme’ teklifini kabul ettim. Cesur bir kadın olarak gereğini yaptığımı düşünmüştüm. Ama sonraları ‘cesaretim’ ‘esaretime’ dönüştü. Şimdi her şeyin farkında olduğum, gerçekliği tüm çıplaklığıyla gördüğüm bir esaretin pençesindeyim, kurtulmak istiyorum!” kurduğu bu anlamlı cümlelerin aslında her biri bir durum tanımlamasıydı hayatında.

Onun için çırpınan anneciğine duyduğu sevgi ve kendi hayatına dair hissettiği vicdan azabı onu değişime sürüklemişti, çok zor bir süreç olacaktı ve bunun farkındaydı. Kullandığı maddeler zamanla çeşitlilik gösterdiği için klinik tedavisi uzun bir zamanı alacaktı. Klinik tedavisi sürerken aile şehir değiştirmeye karar verdi ki, düzen bozmak bazen zor olsa da bu gibi durumlarda gerekliliktir. Süreç içerisinde destekleyici rehabilitasyon programının en önemlisi kırılan kalbinin keskin parçalarının battığı yerlerden çıkartılması. Onu daha fazla madde kullanmaya yönelten acılarını dışa vurabilmesi. Dolayısıyla bir uzman eşliğinde psikolojik iyileşme sürecinin desteklenmesi hızlı iyileşmenin en kestirme yolu olacaktı.

Tedavi ve iyileşme her ne kadar kısa birer kelimeden ibaret olsalar da kişinin yaşamında geçirdiği süre ve etkileşimi o denli kısa olmuyor. Bu süreçte nasıl bir yaşam istediğiniz, bu isteğiniz karşısında neler yaptığınız, nelere direndiğiniz, neleri görmezden gelmeye çalıştığınız ve nelerden vazgeçtiğiniz belirler.

Anatole France son cümlelerimi destekler nitelikte eklemiş satırlarına; “Hayatını vazgeçtiklerin belirler. Bu yüzden bir karar alırken neyi seçtiğinden ziyade, nelerden vazgeçtiğini çok iyi sorgula’…

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*